MAKALELER
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN REHBER
Yazar: Zach Smith
1987 yılının 1 Ocak günü bonsai merakım için ilgilendiğim beşe yakın ağacım vardı. Yılbaşında aldığım, kötü şekillendirilmiş yeşil tepeli bir ardıçla (green mound juniper) birlikte bu gençlik hevesim tekrar canlanıverdi. Sonradan, bir çoğu dışarıdan satın alınmış olan birkaç yüz tane ağaç topladım veya çoğalttım ki bu ağaçlar bana, ileride oluşturacağım koleksiyonumda kullanmak üzere epeyce miktarda güzel örnek seçme fırsatı sundu.
Şu anda koleksiyonumda üç yıldan fazla süredir üstünde uğraştığım hiç ağaç yok. Üç yıllık bir zaman diliminde (çoğu zaman daha az sürede) bonsailerinizi size (üç yıl sonunda) sadece ufak düzeltmelerin (çimdikleme/pinching ve hafif budama) kalacağı bir şekli getirebilirsiniz. Bunun sırrı da basit: İyi kalitede malzemeler (material-ağacın kendisi kastediliyor) kullanın ve gelişme aşamasında ağaçlarınıza uygun müdahalelerde bulunun. Bu söylediklerimde en küçük bir abartma söz konusu değil, çünkü bunu ben yaptım ve başlarken hiçbir özel yeteneğim ya da bilgim de yoktu.
İyi kalitede malzemeler kullanın ve gelişme aşamasında ağaçlarınıza uygun müdahalelerde bulunun. Klüp toplantılarında ve diğer yerlerde çok uzun zamandır üzerinde çalışılan ancak pek fazla ilerleme kaydedilememiş birçok bonsai inceleme fırsatı buldum. Kimi zaman malzemesi iyi değildi ancak çoğunlukla da üzerinde çalışan kişi bonsaisini yetiştirirken uygun adımları atmamıştı. Şimdi bonsainizin gelişiminin yavaşlamasına sebep olan yanlışların en bilinenlerini vereceğim:
En çok yapılan yanlışları sıraladıktan sonra şimdi size bonsai adaylarının gelişiminde uyulması gereken en önemli birkaç kuraldan bahsedeyim. Bu kurallar başarıyı garantilemese bile kesinlikle başarı ihtimalini arttıracaktır:
Ayrıca sonuçta 50 ağaçlık bir koleksiyonunuzun olmasını amaçlıyorsanız, 50 ağaçla başlayarak amacınıza ulaşma ihtimalini çok azaltmış olacaksınız. Bu ağaçlardan bazıları ölecek, bazılarının ise aslında pek de uygun ağaçlar olmadıklarını göreceksiniz. Eğer 500 ağaç üzerinde 10-15 yıl çalışırsanız size garanti ederim ki sonuçta gururla göstereceğiniz 500 değil ama 50 ağacınız olacaktır.
Böyle kısa bir yazıda nasıl ağaç toplayacağınızı söylemek çok zor ama başlangıç seviyesindeyken sadece baharları toplamanızı öneririm. Bilgi ve beceriniz arttıkça toplama zamanınızı diğer aylara (tabii türlerin özelliklerini de dikkate alarak) yayabilirsiniz. İlk zamanlar %30-%50 olan başarı yüzdeniz ileriki zamanlarda %80’lere çıkacaktır.
Şunu unutmayın; yapraklı ve geniş yapraklı her dem yeşil ağaçları toplarken tek bakmanız gereken bu ağaçların şekilleri, kalitesi ve gövdelerinin sivriliği olmalıdır. Gerisi daha sonra şekillendirilebilir.
Eğer ağacınızı bir alana (ground) ekebiliyorsanız, köklerin çok fazla sınırların dışına gitmemesi için iki yılda bir kök budaması yapmanızı tavsiye ederim. Ağaçlar güvenliklerini, köklerini besin aramak için uzaklara göndererek sağlarlar. Tabii bu aday ağaçları kendi alanınızda yetiştirip düzenli kök budaması yaparsanız, istediğiniz boyuta gelip onları almaya karar verdiğinizde daha az sorunla karşılaşırsınız demektir.
Peki hangi gübreyi kullanacaksınız? Gübrelerin literatürde bulunan yüzlerce çeşitleri vardır. Ben teras/bahçe bitkileri için 20-20-20 değerlerinde hazırlanmış Miracle Gro sıvı gübrelerle, kan ve kemik tozu gibi organik maddeleri dönüşümlü olarak kullanıyorum. Kullandığım organik maddeleri genelde kaşıkla toprağın üstüne yeterli olduğuna kanaat getirene kadar döküyorum, toprağın üstünden kaybolunca bir miktar daha veriyorum. Kullandığım sıvı da gücü yüksek bir sıvı.
Toprağınızın pH değerini de asidik toprakları seven ağaçlar için (bir çoğu bu tür toprağı sevmektedir) uygun düzeylerde tutun çünkü alkali topraklarda besinler ‘kilitli kalabilir’ (toprağa işleyemezler). Eğer ağaçlar yeterli düzeyde yağmur suyu alıyorlarsa bu sorun olmayacaktır ancak iki hafta veya daha uzun süren kuraklık dönemlerine girdiğinizde toprağın asiditesini arttırmak zorunda kalacaksınız. Ben bunu şöyle yapıyorum; bir galon (3,78lt’ye karşılık geliyor) suya bir buçuk kaşık sirke koyup bununla ağaçlarımı suluyorum. Bu karışımın pH değeri yaklaşık 4,5-/5,0 civarlarında olup ağaç zarar görmeden toprağın pH’ını düşürmek için yeterli bir miktardır. Sirke kullanmanın bir diğer avantajı da organik asit olduğundan uzun süreli kullanım sonrasında tuz yüklenmesine sebep olmayacaktır.
Peki ya şekil verme/dizayn? İlk başlardaki bonsai çalışmalarımızdaki şekil verme çalışmaları sırasında bir çoğumuz sanatı hesaba katarız. Bazı bonsai meraklıları diğer sanat dallarında yetenekli insanlar olabilirler ama bir çoğumuz değiliz. Bu sizin bonsainiz. Onu siz şekillendireceksiniz ve diğerleri çalışmanızı negatif şekilde eleştirecek.. Bu tür bir fikir yapısıyla önünde birbirine girmiş dallarla dolu bir ağaca yaklaşan insanın cesaretini kırarsınız. Size şunu sanatı ve dizaynı unutun da diyebilirim ama bu zorluklarla yüzleşmemeniz demek olur. Ancak şunu söyleyebilirim ki bu işe başlarken teknikleri öğrenmek için mümkün olduğunca gayret sarfedin. Dalları budamayla nasıl incelteceğinizi öğrenin. Tel sararak dalları ve gövdeyi nasıl eğeceğinizi öğrenin. Yukarı doğru düz (formal upright), yukarı doğru düz olmayan (informal upright), eğik (slanting), süpürge (broom), şelale (cascade) stillerini meydana getiren etkenlerin ne olduğunu öğrenin. Doğadaki ağaçları inceleyip nasıl geliştiklerini anlamaya ve o şekillerinin küçüklerini oluşturmaya çalışın. Ağaçlarınız yeterince yol aldığında nasıl budanacaklarını ve parmakla kopararak (pinching-çimdikleme) nasıl düzene sokulacaklarını öğrenin. Aday ağaçlarınızı her iki yılda bir saksılarından çıkarıp kök budamasının nasıl yapılacağını ve ağaçları nasıl etkilediğini öğrenebilirsiniz.
Bu söylenenlerden sonra başlangıç seviyesindekilere, istenen bonsai dizaynının verilmesi için birkaç öneride bulunayım:
Bırakın çalışmanın büyük kısmını ağacınız yapsın. Boyutu ve kalitesinin iyi düzeyde olduğuna karar verdiğinizde ağacınız size zaten kendisi önerilerde bulunacaktır zaten. Onları dikkate alın. Farkına vardım ki doğanın Allah vergisi dizaynının önüne geçmek çok güç. Bu özellikle de doğadan toplanan ağaçlar için geçerli. Genelde ağaçları doğadan topluyoruz çünkü gövdelerinin belirli bir şekilleri ve karakterleri var. Öyleyse neden onları eve getirip olmadıkları bir şekle sokmaya çalışıyoruz ki?
Gövde yapısı anlaşılıp tespit edildikten sonra dallar ağacın kendini göstermesi için en büyük önemi arz eden parçası oluyor. Ağacın gövdesinin dörtte biri ile onda dörtlük kısımlarından başlayarak kabaca her kıvrımda dalların oluşmasını sağlayın ve ağacın tepesine doğru ilerleyerek bu şekilde devam edin. Her bir dalı telle sarıp yerini belirleyince ağacınızı yere koyup karşıdan bakın. Bu size dal yapılanmasında işi ne denli doğru yapıp yapmadığınızı söyleyecektir (bir dal diğerinin üstünü kapatmamalıdır).
Diyelim ki dalları istediğiniz mükemmel yapıda düzenleme lüksüne sahip değilsiniz, ne yapacaksınız? Özgür bırakın (Ad lib.) Nadiren, her şeye rağmen çalışmaya devam ederek mükemmel bir dal düzeni sağlayabilirsiniz. Deneyimsiz sanatçılar bunu üzüntüyle karşılayacak olsalar da profesyoneller dal kümelerini istedikleri yere gelmeleri içir sert bir şekilde düzene sokabilirler (aslında esas amaç da budur). Bu bonsaide kandırmaca değildir. Bu uzlaşma sanatıdır, sanatın uzlaşması değildir. Ortaya uygunsuz bir görüntü çıkma ihtimali olsa da sıklıkla, hatta belki de pek çok zaman sonuç gerçekten benzersiz ve üstün olmaktadır.
Bonsai ile ilgilenmeye daha geçen hafta başladıysanız bu yazılanlar bonsai yapmak için zorlu bir rehber olarak görülebilir ama sanırım bir nebze faydalı olacaktır. Akılda tutulması gereken bir diğer şey de bir çoğu berbat ve ölümcül olan hatalar (sizin değil ağaçlar için :) aslında bonsai dünyasına kabulün giriş ücretidir. Hata yapma korkusunun sonucu ne olacaksa olsun sizi birşeyi yapmaktan alıkoymasına izin vermeyin. Ağaçları üzerinde berbat hatalar yapmamış tek bonsai yetiştiricileri başlangıçta hiç ağaç yetiştirmemiş olanlardır. Bunlar ‘cek cakçılardır’. Ağaç toplamaya gidecekler, vakitlerini oralarda harcayacaklardır falan filan..
Sabırlı olmak bir bonsai yetiştirebilmek için ön şart mıdır? Genel inanışın aksine bonsai ile uğraşanların hepsi sabırlı insanlar değillerdir. Şimdiye kadar hiç, bonsaisinin gelişmesi için yirmi yıl beklemek istediğini söyleyen birisiyle karşılaşmadım. Genelde herkes ağaçlarının derhal mükemmel görülmesini ister. Biz gerekli olduğu için sabırlıyız. Japonlar doğadan toplanmış eski ağaçlar konusunda uzmandırlar çünkü onlar da beklemek istememişlerdir. Hayır, bonsai ile uğraşmak için en önemli kişisel vasıf dirençtir. Eğer bir dalı kırar ve hemen vazgeçerseniz asla güzel bir bonsai yapamazsınız. Eğer yirmi tane ağacı şekle sokup saksıya koyarsanız ve hiçbirini beğenmeyip yirmi tanesi ve tekrar bir yirmi tanesi ile, ta ki onları beğenene kadar uğraşırsanız bu işi becerebilirsiniz. Asla pes etmeyin. Söz veriyorum, bir gün bir ağacı şekle sokacaksınız ve karşısına geçip şeklinden heyecanlanacaksınız ve ertesi gün diğer bir ağaç için de aynı hisleri yaşayacaksınız. Sanatçılık kendisi sizi bulacak. İşte o an, bütün hayal kırıklıklarına ve kafa karışıklıklarına değdiği andır.
Son olarak, bonsai tek başına bir bahçe merakı veya hoş bir hobi ya da hatta bir sanat olarak düşünülmemelidir. Bonsai hepsinden daha fazlasıdır ve inanıyorum ki ilerleme kaydettikçe ağaçlarınızla aranızda bir arkadaşlık bağı oluşacaktır. Başka şeyleri tam anlayıp anlamayacağınızı bilmiyorum ama kuru bir sonbahar akşamı akçaağaç ve karaağaçlarınızın kırmızı, sarı ve tunç rengi yaprakları dallarını terk etmeye başladığında bonsainin gerçek mucizesi biraz daha netleşecektir.
Çeviren: eaktasgul@yahoo.com